Müstafi amiralin doktorluğu nereden geliyor?
PKK’nın kendini feshetmesi ve silahlı mücadeleden vazgeçmesi karşısında çeşitli refleksler var. Bundan memnun olanlar, memnun olanlar ama soruları olanlar, sadece soruları olanlar, memnun olmayanlar, böyle bir çözümden normal şartlarda memnun olması gerekenler ama bu İslamcılar bunu yapmasın isteyenler, daha basitçe bu iktidara yarar diye endişeye kapılanlar, bu iktidarın herhangi iyi bir şey yapabileceğine inanmayanlar ya da kendi fikri konforu bozulmasın diye içten içe yapmamasını isteyenler, otoriter iktidara karşı demokrat olma kolaycılığıyla görünmeyen milliyetçilikleri dışarı fırlayıp Devlet Bahçeli’nin gerisine düşenler ve tabii bir de bütün fikri, siyasi sermayesini, itibarını yıllardır bu çatışmaya, soruna, ikiliğe borçlu olup oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi bağıranlar…
Sonuncusunun en çok sesi çıkan örneği şüphesiz müstafi amiral Cihat Yaycı.
Emekli değil, müstafi. Çünkü 2020’de muvazzaf bir amiral olarak Mavi Vatan teorisinin ve FETOmetre’nin banisi olarak yüksek bir şöhrete sahipken bilinmeyen bir sebeple YAŞ’ta Genelkurmay emrine verilerek tenzili rütbe yaşadı ve o da tepki göstererek istifa etti.
2020’de istifa ettiğinde “Cumhurbaşkanımıza sadakatim ömrüm boyunca devam edecektir” diyerek önce iktidar cephesinden bütün tartışmalara daldı. Kanal İstanbul’a karşı çıkanları “müstemleke zihniyetine sahip” olmakla suçladı, KHK’ların mağduriyetini gidereceğiz diyen Kılıçdaroğlu’na “vatan haini” dedi. “Türkiye’deki mali sorunun sebebi Maliye Bakanlığı’ndaki FETÖ’cüler olabilir” gibi laflar etti.“15 Temmuz’da Yunanistan, Türkiye’nin batısını işgal edecekti”, “Yangınların küresel ısınma nedeniyle çıktığını söylemek PKK, vatan hainleri ve FETÖ söylemidir” gibi iddialı çıkışlar yaptı.
Sonra ulusalcı tonunu yükseltti. Sümela Manastırı’nda yılda bir kere yapılan ayini engellemek için Trabzon’da gösteriler yaptı. “BOP projesi yürürlükte”, “İsrail arzı mevdud planı devrede” “ABD Kürdistan kuracak” gibi halkın duymaya aşina olduğu beylik laflarla kanal kanal, üniversite üniversite, şehir şehir dolaşıp, plaket, alkış topladı. En son Veli Küçük ile Türk Ortodoks Patrikhanesi’nde göründü.
Çözüm sürecine karşı ise muhaliflik dozunu artırdı. Öznesiz cümlelerle de olsa iktidarı eleştiriyor. Ümit Özdağ ile yakınlaşmıştı. Şehit aileleri derneklerini dolaşıyor. Son günlerde sık sık Sözcü TV’ye çıkıp, Cumhuriyet gazetesine “Büyük Türk milletine çağrılar” yapıyor, “büyük oyunu deşifre ediyor”, “Tarihi uyarılar” yapıyor, devleti PKK’dan medet ummakla suçluyor, ulus devletin bittiğini ilan ediyor, Lozan tehlikede diyor.
Mesela en son PKK’nın fesih kararını açıkladığı kongresi için şöyle demiş:
“Bu süreci övenlerin; Sözde Kongre bildirisinde - güvenlik güçlerimizin etkisiz hale getirdiği teröristlere “şehit”, - teröre “tarihi mücadele”, - ülkemizin bir bölümüne “Kürdistan , - sadece PKK adı altındaki faaliyetlere son verilip, YPG, PYD, PJAK, PÇDK, HPG vs’nin devamına, - Lozan’a meydan okunmasına, - Türkiye Cumhuriyeti’ne “soykırımcı” denmesine, - Teröristbaşının “barış lideri” “Önder” olmasına açıklamalarını da merak ediyoruz.”
Bir paragraf içerisinde onlarca bilgi hatası, daha kötüsü düşünce hatası var.
Mesela Kongre neden sözde olsun, herkesin kendince bir kongresi olabilir. PKK, kendi ölülerine neden şehit diyor, teröre neden tarihi mücadele diyor şaşkınlıklarını anlamak zaten zor. PKK’nın KCK olarak yola devam edeceği artık herkesin birbirinden çaldığı bir Wikipedia harikası analiz faciası. Ama bir amiral mesela HPG’nin PKK’nın silahlı kanadı olduğunu, onun başında Karayılan olduğunu, onun da bu fesih kongresinde olduğunu en azından göz aşinalığıyla bilmeli. Yine PYD, PÇDK’nin silahlı örgütler değil, siyasi partiler olduğunu da. PJAK’ın 2012’de İran’a karşı savaşını bitirmiş, artık nerendeyse var olamayn bir örgüt olduğunu da.
Tabii kendisi bir müstafi amiral. Sorunun coğrafi parametreleri yüzünden emekli askerler arasında PKK konusuyla en az ilgili olanlar denizciler olsa gerek.
Ama Cihat Yaycı’yı coğrafi şartlar durdurmuyor.
Çünkü sadece müstafi amiral değil, 2020’den beri kendi kurduğu Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi’nin de başında.
İsminin başında bir de doktor titri var.
Evet, Cihat Yaycı uluslararası ilişkiler alanında doktor ve halen Topkapı Üniversitesi’nde kadrosu var.
2004 yılında Deniz Kurmay Binbaşı rütbesindeyken İstanbul Üniversitesi’nde yapmış doktorasını.
“Irak’ta Ekonomik-Sosyal Dönüşüm ve Türkmenler” başlıklı doktora tezi Nisan 2004’te oyçokluğuyla kabul edilmiş. Tez danışmanlığını rahmetli Prof. Dr. Toktamış Ateş yapmış.
Bu PKK, Kürt meselesi üzerine yaptığı iddialı konuşmalar ve ekranlarda Dr. Olarak uzmanlığının vurgulandığı sunumlar üzerine doktora tezini YÖK’ten indirip okumaya başladım.
Kaynakçası ile 400 sayfalık bir tez.
Ülkedeki tezlerin malum durumunu bilen, eski bir doktora öğrencisi, akademide epey dirsek çürütmüş bir gazeteci olarak, uzun bir gazete makalesine benzeyen tezden cümlelerden şüphelenip Google’lamaya başlayınca karşıma intihalin her türlüsünden yapılmış bir copy-paste tez mucizesi çıktı.
İki günlük bir kütüphane araştırmasında daha fazlasını buldum.
İntihalin türlü yöntemi var: Hayalet yazar (The Ghost Writer), Fotokopi (The Photocopy), Unutulan Dipnot (The Forgotten Fotnote), Yanlış Haber Veren (The Misinformer), Fazla Mükemmel Alıntı (The Too-Perfect Paraphrase), Mükemmel Suç (The Perfect Crime), Dolaylı Atıf-Kaçak Atıf (Aggregator)
Bu tezde hepsi denenmiş.
Şöyle bir tez düşünün, daha en başında 65 satırda oluşan “Önsöz”deki 41 satırın tamamı hiçbir kaynak göstermeksizin (Fotokopi yöntemi) intihal.
Üstelik kimden?;
Ümit Özdağ’dan.
Yaycı, Ümit Özdağ-Sedat Laçiner-Serhat Erkmen imzalı ASAM yayınlarından çıkmış “Irak Krizi (2002-2003)” adlı kitabın Önsöz’ünden paragrafları aynen kopyalayıp kendi doktora tezinin önsözüne yapıştırmış.
O kadar ki kitabın arka kapağındaki yazı bile alınıp önsöze konmuş.
Hala devam ediyor
Yetmemiş, kitabın arka kapağını da alıp önsözüne final yapmış.
Önsöz tezin kendisi hakkında epey fikir verince, incelemeye devam ettim.
Tezin Giriş bölümündeyiz.
Daha birinci paragraftan itibaren Giriş yine intihal.
Üstelik tez hocası Toktamış Ateş’ın derlediği bir kitaptaki Galip İsen imzalı makaleden birebir intihal yapıp, dipnotta sadece Ateş’e atıf yapacak kadar da cüretkâr bir intihal bu.
Ama bu kadar değil, benim tespit edebildiğim sadece 27 paragraftan oluşan tezin “Giriş” kısmında toplam 9 paragrafta intihal var.
Öyle temel şeyleri bile başka yerlerden alıp koymuş ki.
Mesela Genelkurmay Yayınları’ndan çıkan “Uluslararası İlişkiler Işığında Ortadoğu” adlı bir kitabı almış, Ortadoğu’dan hangi medeniyetlerin geçtiğini bile aynen oradan alıp koymuş.
Tvlerde, verdiği konferanslarda herşeyi bağladığı Büyük Ortadoğu Projesi üzerine Türkiye Gazetesi yazarı İsmail Kapan’ın bir makalesinden aldığı paragrafları, Kapan’ın makalesinin dipnotundaki kaynaktan almış gibi göstermiş.
Sonra İdris Bal’ın “Ortadoğu’da İstikrarsızlığa Yol Açan Faktörler ve PKK’nın etkisi” başlıklı bir makalesini alıp, uzmanlığını yine konuşturmuş.
Paragraf paragraf intihalden yine sadece bir örnek
Emekli askerlerden intihal yaparken daha rahat davranmış.
Mesela Armağan Kuloğlu’nun 2002 tarihli “Körfez Savaşı’ndan 10 Yıl Sonra Ortadoğu’daki Askeri Durum", Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi, 2002” makalesi aynen Yaycı’nın tezine copy paste edilmiş.
O kadar gözü kara bir intihal ki güya cümleleri geniş zamana çevirmiş ama mesela “Saddam Hüseyin’in Sony Play Station-2’leden bir süper bilgisayar inşa etmekte olması ihtimal dahilindedir”i aynen almış.
Halbuki Yaycı 2003’de bu tezi yazdığında öyle bir ihtimal yoktu, çünkü Saddam o ihtimal dahilinden çıkmıştı!
Bazı kitapları diğerlerinden çok beğenmiş olacak ki aynen aşırmakta bir beis görmemiş.
Mesela Ramazan Gözen ve İhsan Dağı’nın “Türkiye’nin Dış Politika Gündemi, Ankara, Liberte Yayınları, 2001” kitabının etinden sütünden yine tabii atıfsız hatta dipnotlarını bile çalarak ‘yararlan’mış.
Sayfalarca süren aşırmalardan sadece bir örnek
İki üç günlük bir internet ve kütüphane araştırmasıyla bulduklarımın kısa bir özeti.
“Savaşlar ve Türkiye’ye Etkileri” başlıklı 20 sayfadan oluşan ikinci bölümünün en az 8 sayfası intihal.
Her yerde büyük büyük komplo teorileri anlattığı “ABD’nin Bölgesel Hedefleri” alt başlığı altında yazdığı 33 sayfanın neredeyse 19 sayfası intihal.
“ABD’nin Irak’a Müdahalesi ve Türkiye’de Yaşanan Gelişmeler” alt başlıklı 37 sayfalık bölümün 32 sayfası Fikret Bila’nın Ankara’da Irak Savaşları kitabından birebir intihal.
16 sayfalık “Sonuç” kısmının ise en az 8 sayfası intihal.
İntihal mağduru olmamış kimse kalmamış; Fikret Bila, Emre Kongar, Ümit Özdağ, Muzaffer Özdağ, Armağan Kuloğlu, Necdet Pamir, Cengiz Çandar, Şanlı Bahadır Koç, Ramazan Gözen..
Artık bu kadar da olmaz denilen intihal yöntemi ise “kanaatimce” ile başlayan yerlerde yaptıkları.
Doğal olarak kendi kanaatini yazdığını düşünüyorsunuz.
Ama sonra anlıyorsunuz ki kendisine ait olan tek kelime orada “Kanaatimce”.
Birkaç örnek de ona vererek toparlayalım:
“Kanaatimizce, Türkiye, köprü ülke olma anlayışından bir an evvel kurtulmalıdır. Köprü niteliği sürekli öne çıkarılan bir coğrafyada kimlik kavramının dayandırılacağı sabiteler inşa etmek mümkün değildir. Bir toplumun tüm hayatını bu köprü psikozu içinde geçirmesi, sonunda içten ve dıştan gelen etkiler karşısında çözülmeye sebep olabilir. Bu sebeple Türkiye, bu "arada kalmışlık" duygusunu acilen üzerinden atmalıdır” şeklindeki paragrafta kendisine ait tek kelime “kanaatimizce”den ibaret.
Bu paragrafın tamamı, Mert Gökırmak’ın 2001 tarihli “Avrasya Jeopolitiğinde Türkiye” başlıklı makalesinden intihal.
Bir örnek de şimdi uzmanı gibi konuştuğu PKK meselesinden gelsin:
“Ancak kanaatimizce değişen çok husus vardı. Bunlardan başlıca iki hususu ise şu şekilde özetleyebiliriz. Birinci Birinci Körfez Savaşı öncesinde Kuzey Irak diye bir sorun yoktu. Bu 1991 sonrasında ortaya çıktı ve Türkiye’ye çok büyük zarar verdi. O zaman Kuzey Irak değil, karşıda bir Irak vardı ve Türkiye terör belasıyla bu savaş sonrasındaki gibi karşı karşıya değildi.İkinci husus, o zaman sınırımızın karşısında Irak ordusunun altı tümeni vardı. Eğer Kuzey Irak’tan Irak’a girilmesi kararı verilseydi, çok kanlı bir kara savaşı yapılması gerekiyordu. Türkiye’nin çıkarları açısından böyle bir savaş gerekli değildi. Oysa 2002 itibarı ile, on yılı aşkın süredir bir Kuzey Irak sorunu vardı. PKK bu alana yerleşti, savaş sonrası Irak ordusunun silahlarıyla güçlendi ve Türkiye’ye çok büyük kayıplar verdirdi. Artık Türkiye’nin Kuzey Irak diye bir sorunu var, Irak diye Bağdat diye veya Saddam diye bir sorunu yoktu. Bu süre içinde Kuzey Irak’ta fiilen bir devlet nüvesi oluşturulduğu da bir gerçekti. Karşımızda da bir Irak ordusu yoktu. Savaş çıkması halinde bir oldu bittiyi önleyecek, Türkmenlerin kırılmasını engelleyecek, Türkiye'nin bölünmesine dönük faaliyetlerin merkezine yönelecek tek güç Türk Silahlı Kuvvetleri idi.”
Buradaki paragraflarının tamamı Fikret Bila’nın “Ankara’da Irak Savaşları” kitabında Bila’nın konuştuğunu söylediği komutandan yaptığı alıntı.
Yani denizci subay, karacı generallerden kanaat çalmış.
Bu kanaatlerle doktora yapmış.
Şimdi de bu şekilde elde ettiği Dr. titriyle üniversitelerde ders veriyor, uluslararası ilişkiler uzmanıymış gibi her konuda konuşuyor.
O kadar iddialı konuşmasa, herkese vatan haini demese, bu kadar uydurmasa ve 50 yıllık bir mesele çözülürken toplumu klişelerle, sloganlarla tahrik etmese kimsenin umurunda olmazdı bu örmeği çok olan hak edilmemiş Dr. ünvanı.
Bu kalitesizlikte tabii Topkapı Üniversitesi’nden çıkmadıktan sonra o Dr. ünvanı da dikkat çekmezdi.
Ama gemisini denizlerden karalara çıkarıp, pupa yelken ilerleyince tabii dikkat çekti.
YÖK, İmamoğlu’nun diploması yerine bu teze baksa ülkedeki intihal yöntemleri hakkında örnek bir esere ulaşabilir. (İsteyen olursa ya da umurunda olan varsa daha ayrıntılı intihal dökümü de paylaşılabilir.)
Böylece 50 yıldır insanların öldüğü bir mesele hakkında cahilce bağırıp çağıran, halkı kışktırtan bir amiralin titri de artık sadece müstafi olurdu.
bu ülkede subay olursan çok rahat doktora da yaparsın ,üniversitelerde akademisyende olursun,çünkü düzen böyle kurulmuş,ayrıca şunu belirteyim harp okulu dediğiz okul en düşük üniversite puanıyla öğrenci alınan okuldur ama en yüksek imkanlara sahiptir.şu anda 280 taban puanıyla alınıyor,eski sistemdede 130 puan bilgilerinize...
Yanıtla (0) (0)Bu yaptığınız yazarlık değil dedikodu. Biri etnikçiliğe karşı mı çıktı hemen itibarsızlaştırmaya başlıyorsunuz. İnsanlar endişe etmekye haksız mı birinci çözüm süreci 800 şehide mal oldu. Öyle olmasını istememek barış karşıtlığı değildir. Kusura bakmayınörgütün her lafına balıklama atlayanlardan değiliz
Yanıtla (1) (2)Yıldıray bey bu sürece endişeyle bakan herkese bir kulp tak istersen. Kimse silah bırakmaya karşı değil, PKK’nin amaçları doğrultusunda düzenlemeler yapılmasına PKK Nin diğer unsurlarının faaliyetlerine devam etmesine karşı.sizin bu PKK NIN her lafına güveniniz ilginç..
Yanıtla (0) (0)Mevdud değil mev'ud.
Yanıtla (0) (0)“Barışa” karşı çıkmayıp iktidarın niyetlerinden emin olamayanları saydınız mı bilemiyorum. Bayram değil seyran değil.. diyenler de içlerinde kötü niyet besliyor der misiniz merak ettim.
Yanıtla (0) (0)Ama asıl ayıbı yazıyorum.
Yanıtla (0) (0)Kanun doktora yapan subaya kademe ilerlemesi hakkı verirken. İlgili madde de "doktora yapan subaylara kademe verilir" diye yazdığı için bu haktan Astsubaylar ve Uzm. Çavuşlar faydalanamaz.
Çünkü kanunun yazıldığı yıllarda Açık Öğretim Fakültesi yoktur.
Tüm fakülteler dvm mecburiyetli olduğu için bir Astsubayın ve Uzm. Çavuşun üniversite okuması imkansızdır.
Ve yine o yıllarda teşkilata üniversite mezunu Asb ve Uzm. Çvş alımı yoktur. Yanılmıyorsam 2000 yıllarda başladı.
Subayların hazırladığı bir çok doktora tezinde benzer durumları görebilirsiniz. Çünkü tez hazırlayan subayların çoğu kıdemlidir ve ağırlıklı olarak karargahlarda çalışırlar.
Yanıtla (0) (0)Bu kıdem ve insan kaynağı avantajı ile askerliğini yapan kısa dönem ve asteğmenlere kolay ulaşırlar.
Ve net söylüyorum. 3-4 personele bu tez hazırlama işini resmi görev gibi verirler.
Çünkü personel kanunu der ki "Doktora yapan subaylara 1 kademe verilir" yani devrelerinden 1 yıl öne geçerler.
Sevgili Yıldo, ulusalak kanattan bir çok aydın bozuntusunun akademik titri böyle intihal ile dolu laf salataları ile alınmış. Toktamış Ateş'in danışmanlık yaptığı ulusalakların tezlerini tek tek incelemek lazım. Emeğine sağlık.
Yanıtla (7) (1)Ekrem İmamoğlu iki aydır Silivri'de hapis. Soruşturma bomboş. CHP belediyeleri üzerinde çok ağır bir baskı var. Onlarca üniversite öğrencisi gözaltında ya da tutuklu. Gösteri ve yürüyüş artık suç sayılıyor. Yaycıoğlu değil bunlar umurumuzda.
Yanıtla (26) (15)Oğur'un derdi değil artık o işler. bir liberal olarak Kürtlerle barış deyince tüyleri kabardı artık. Yaycıoğlu da iktidar mavi vatanı tepe tepe proganda için kullanırken el üstündeydi; ne zaman iktidar eleştirdi Oğur Yaycıoğlu'nun kötü akademisyen olduğunu keşfetti.
Yanıtla (6) (5)Bu doktora tezi de İmamoğlu'nun diploması gibi iptal edilmeli.
Yanıtla (5) (2)Bu "sözde" saçmalığıni ben de kafama takmıştım. Misal, Yunanistan "İstanbul bizim baskentimiz" dese; " İstanbul, Yunanistan'ın sözde başkenti imiş!" dersin ve bu doğru kullanım olur. Ancak genelde haber kanallarında yapılan hata şöyle: "PKK'nın sözde kandil sorumlusu..." Sorumlusu işte, niye "sözde" olsun. Terör örgütü diye sorumlusu olamaz mı?
Yanıtla (14) (2)Sözde gazeteciler yada yorumcular oluyor da diğerleri neden olmasın ? Haklısınız.
Yanıtla (5) (2)Sabah kalktığında ilk baktığın gazeteci sayın oğur. Ee onu da elestirme hakkına sahipsin tabiki. Mesela güzel bir karşı açıklama yaparsin böylelikle senide dinlemiş oluruz. Tamam Oğur gibi uzun yazma ama bir cümle de olmasın. Hadi bekliyoruz
Yanıtla (1) (5)“Sözde” kelimesi kullanan tarafından yasal, meşru, ya da değerli olmadığı varsayılan veya kabul edilen bir terim ya da ünvanın sahte olarak kullanılması ile ilgilidir. Bizce kabul edilmeyen “sözde Kıbrıs Cumhuriyeti” gibi. PKK yasal olmadığından onun “yasal bir temsilcisi” olamaz anlayışı ile kullanılmış olabilir! Bir paye verirseniz onu kabul etmiş olursunuz diye düşünülmüş de olabilir.
Yanıtla (5) (2)"Sözde" kelimesi kafayı kuma gömmektir. O zaman sözde güneş deyin. Güneş de yasal değil.
Yanıtla (1) (1)Uyanmadan cevap yazdınız galiba?? Güneşle yasanın ne alakası var? Seviye bayağı ……
Yanıtla (1) (0)Yazarın yazdığı intihallerin dörtte biri bile doğru ise, Yaycı bey yanlış yapmıştır... Sayın Oğur beyin de, biraz cesaret gösterip, iktidarın kaymağını yiyen intihal ustaları ile uğraşmasını tavsiye ederim.
Yanıtla (4) (0)Özellikle kamuda bürokrat kesimden görevlerindeyken doktora yapanlarda bu tür durumlar maalesef çok yaygın. Hakıyyla yapanları tenzih ederim. Ne var ki makamını kullanarak tez yapmak özellikle bürokraside çok yaygın bir gelenek. Derslere bile gittiklerini sanmıyorum.
Yanıtla (6) (0)Maalesef o kadar çok infial varki, master, doktora tezleri ya da yayınların çoğu böyle. Denetleyen de yok. Yaycı yı iyice yerin dibine batırmışsınız da sanki rektörler, hocaların çoğu çok liyakatli mi? Ülkenin her yerinden kalitesizlik akıyor.
Yanıtla (8) (1)Emeğinize sağlık…bir de insanlıktan müstafi olmak var…
Yanıtla (4) (3)Sayın Oğur. Yine nesnel, olgulara dayalı, emek ve zaman gerektiren bir araştırmacı gazetecilik örneği vermişsiniz. Kamuoyu önünde faaliyet gösterenlerin, kamuoyuna doğru biçimde tanıtılmaları da, aydınlatma sürecinin bir parçası. Ayrıca akademik faaliyetlerin iç karartıcı durumunu göstermesi bakımından da yazınız değerli. Umarım değerlendirilir.
Yanıtla (10) (6)Devir hırsızların arsızların devri.
Yanıtla (9) (0)Bu adamların cesaretine hayranım. Bu kadar hırsızlığa rağmen bu kadar pişkin olmaları ...
Yanıtla (5) (1)Elinize sağlık Yıldıray bey. İyi ki varsınız! İyi ki yazıyorsunuz! Devam...
Yanıtla (6) (2)(Emekli değil mustafi) demişsiniz.
Yanıtla (8) (1)Ciner aracılığıyla milli savunma bakanlığına durumunu sordum.cevap:Adı geçen kendi isteğiyle emekli olmuştur.
Mustafi,mazeretsiz göreve gelmeyenler in iş akdi fesh edilir ve mustafi sayılır.personel kanunu böyle der
Adı geçen kendisine ayrıcalık ya da mağduriyet yaratmak için olmayan bir unvanı kulluniyor..çoğu TV kanallarına yazdım amcak sonuç alamadim
Bir gazete yazısı bu kadar uzun olmaz. yorum yazanlar yazıyı okudular mı son noktasına kadar emin değilim.
Yanıtla (8) (5)Bence bir tek sen okumamissin. Biz keyifle okuduk
Yanıtla (8) (2)Sayın Oğur seni işte bu yüzden seviyoruz. Ahmet altan ile birlikte çizgisini bozmayan ender gazeteci olduğun için de. Birgun Türkiye'nin demokrasi tarihi yazilacaksa çocuklarımız iyi bir gazeteci olarak seni mutlaka tanıyacaklar.
Yanıtla (8) (4)Barışa karşı çıkanlar böyle kişiler işte. Teşekürler Yıldıray kardeşim. Saddam ve playstation intihali çok komik. Bakalım gerçek makale ve kitap sahipleri buna karşı dava açacak mı?
Yanıtla (7) (2)Kara propagandanın özelliği, herhangi bir şekilde düşman yaratılması suretiyle hedef alınan kimselerin savunduğu fikir ve eylemlerin temelini bilinçli olarak bilmezden gelerek karalanması saldırılması, iftira atılması ve hedef kitlenin manipule edilmesidir. Propagandanın yapılacağı kesim özenle seçilerek karşı tarafa düşman edilir. Karalanan kişinin işinin ne olduğu, işini nasıl yaptığı, ne kadar iyi veya başarılı olduğu bu noktada önem arz etmez. Gözünün üzerinde kaş olması kafi hale getirilir.
Yanıtla (6) (0)Ancak bu kara propaganda işi oldukça donanımlı ve yetenekli unsurlarca yapılır. Yoksa kişisel kompleks ve nefretlerine kapılanlar genelde kara propagandanın da afişe olmasına sebep olur.
Yanıtla (0) (0)Şöyle iktidar tarafındaki isimlerin akademik kariyerlerine değinen bir inceleme yapabilir misiniz? Hayır yapamazsınız.
Yanıtla (6) (1)Sn Cumhurbaşkanı gereken tüm açıklamayı yapmış. Türkiye Cumhuriyeti bağımsız ve üniter devlettir. Dili,Bayrağı,Yapısı belli bu TARTIŞILMAZ...dağ tayfası zırva yapmış kimin umurunda..?..Türk Güvenlik Kuvvetleri (Asker,Polis,Korucu vd ) başarısı gerisi masal,dedikodu..
Yanıtla (1) (2)Kara-gri-beyaz propagandatı su içer gibi rahatça yapan "akademisyen" lerden biri var karşımızda. Şöyle bir videosunu da gördüm; " Kozan'da, Ermenilerin Türkleri yakmak için inşa ettiği fırın" ın tanıtımını yapıyordu. Bu hikayeyi baltalayanlar kime çalışıyor acaba?
Yanıtla (4) (9)Bir örnek verseniz.
Yanıtla (0) (0)Tüm yanlışları kırdın attın Yıldıray Bey. Ne adamlar gördüm üzerinde urba yok ne urbalar gördüm içerisinde adam yok.
Yanıtla (2) (0)Üniversite talebelerinin birkaç sayfalık ödevlerindeki intihali bile tespit eden uygulamalar var. Bu çapta bir intihal nasıl dikkatten kaçmış; hayret!
Yanıtla (3) (0)Amiral bir de “İntihal metre” hazırlamalı!
Dünün fetöcüsü, sonrasında AKP'li ve şimdi de ulusalcı rolü oynayan, her devrin rüzgarına göre kendini ayarlayan, şahsi çıkarlarını her şeyin üzerinde tutan Cihat Yağcı'yı iyi tespit etmişsiniz. İntihal veya bilgi hırsızlığı sadece kendi doktora tezinde değil, kurmaylık tezinde ve sahip çıkmaya çalıştığı Mavi Vatan doktrini dahil her yerde. Elinize sağlık...
Yanıtla (7) (1)Zat-ı şahane. İntihallerin efendisi. Medar-ı iftiharımız. Türkiye seninle gurur duyuyor...
Yanıtla (3) (0)Cihat Yaycı ve benzerlerinin utanması yoktur. Utanması olan kişiler, bu yazı yayınlandıktan sonra istifa edip özür diler. Hırsızlık (intihal) büyük suç.
Yanıtla (4) (0)İntihallerin efendisi :)
Yanıtla (4) (0)Hakim, otoriter bir iktidar ve onun tezleri cenahından salvo kolaydır. Mesela sayın milli eğitim bakanının, eski bir maliye bakanımızın başka önemli yetkililerin kariyerini böyle inceleyemiyor işeniz, yazdıklarınız eskiden “kâğıt, mürekkep israfı” edilen şimdilerde ise “dijital israf” olmaktan öte gitmez
Yanıtla (9) (3)Başına yansıyan terör olaylarında son bir yılda 17 kişi şehit olup, hayatını kaybetmiş. Oysa sadece Marmara bölgesinde bini aşkın silahlı saldırı olup, yüzlerce insan hayatını kaybetmiş! PKK silah bırakınca terör bitiyor ama adalet, hukuk, demokrasi ve ekonomiyi, sokak güvenliğini, trafikte uçuşan “terör” ne olacak. Tek bir satır yazabiliyor mu o konularda sayın yazar? Adalet, hukuk, hak, özgürlük, yaşam, medeniyet önemlidir. Bir terörün bitmesi diğerinden daha az kıymetli değil.
Yanıtla (9) (5)Her zaman olduğu gibi, bir kişi ya da en mikro üzerinden koca koca genellemelere gitme çabasındasınız. Mutlaka vuracak bir muhalif beğenip onu mümkün mertebe çekiştirmiş, ordan da zaten bu şemsiye yazı ile başka eleştirenleri de pataklamış olursunuz... Tarz bu...
Yanıtla (12) (1)YÖK olaya hemen el atmalı.
Yanıtla (12) (2)Bence hoşunuza gitmeyen tüm diplomaları iptal edin.
Yanıtla (5) (1)Müstafi Amiral fikirleri değerli olan insanların eserlerinden (ç)alıntı yapmış. Bu durum fikirleri değersiz kılmaz. Lütfen elmalarla armutları karıştırmayalım.
Yanıtla (8) (4)doktora tezi alanında yepyeni bir fikir ( tez)
Yanıtla (3) (0)ortaya koymalıdır...o zaman doktora sahibi olabilirsiniz ...sosyal alanda bunu yapmak akıl ister..onun için kendi profesörüde aynını yapmıştır....bu böyle devam eder....
Bir iddia var ama doğru mu acaba ?
Yanıtla (2) (1)Bu intihal olayları doğru ise çok yazık. Aslında bir nevi suç duyurusudur bu yazı. Maalesef bizim insanımızın özelliğidir; herkes her konuda fikir sahibidir ama bilgi olmadan. Araştırılsa; prof., doçent, doktora gibi alanlarda çok intihaller çıkar. Acaba ülkemizdeki kadar başka ülkelerde akademisyen var mı? Bakıyorsunuz herkes profesör olmuş. Bizim müdürlük sınav ve eğitimleri daha zordu. Buna bir sınırlama getirilmesi lazım. İhtiyaç fazlası üniversite ve bölümler kapatılmalı. Ara eleman yok.
Yanıtla (6) (0)Cihat Yağcı’nın ne olduğunu (ne olmadığını) meslektaşları çok iyi bilir. Her dönem rüzgarlar nereden eserse ona göre hareket eden, şahsi çıkarları için her türlü değeri ve arkadaşlarını çiğneyen birisi olduğunu, iki günlük araştırmayla yazar bile görmüş. Mavi Vatan fikri de kendisine ait değil, Türk Deniz Kuvvetlerinin bilgi birikimidir.
Yanıtla (11) (5)Bizim memlekette en zor şey rezil olmak ama doktor bey kepaze olmuş!
Yanıtla (7) (1)Bu yazınıza nasıl yorum yazacağımı bilemedim, sadece şapka çıkarıyorum, saygılarımı gönderiyorum, ellerin dert görmesin,
Yanıtla (3) (4)Sevgi ve selamlar
Elinize,gayretinize sağlık Yıldıray bey????İpliğini pazara çıkartmak böyle olsa gerek..tebrikler..Statü balonu içinde şişirilmiş hava gazı misali ne çok kağıttan kaplan var piyasada????
Yanıtla (4) (5)Yazının önemli kısmı açık kalmış.Bu doktoranın jürisi kim? Mahallenin bekçisi polisi seyretmiş, birileri de çalmış öyle mi?
Yanıtla (12) (0)Buna pervasızlık mı, kibir mi, dinazorluk mu ne demeli bilemedim. Cihat Yaycı'yı destekleyen yorumların tümü intihalsa intihal bizim adama laf söyletmeyiz modunda.
Yanıtla (5) (4)Ürperten bir ahlak, ilke tanımazlık.
Yüksek ve yeşil dağlarımızdaki bol ve temiz oksijen beynimizin de gelişmesi için yeterli olsaydı.
Yanıtla (2) (0)Ben o amiralin yerinde olup bu yazıyı okusam utancımdan ülkeyi terk ederim.
Yanıtla (8) (3)O tiplerden o kadar çok türediki son on yılda muhalif muvafık farketmez elinde süpürge sapı höyküren amcalara bir bak
Yanıtla (1) (4)Barışın yılmaz savunucusu Yıldiray Oğur, Cihat Yaycı yi pacavraya çevirmiş, sanirim barış gelirse ekonomi ancak duzelir diye Yıldiray Oğur o konulardan bahsetmiyor, hayırlısı
Yanıtla (8) (4)Madem devlet eskiyi kurcalamak istiyor benim tavsiyem YÖK bütün eski tezleri intihal için Turnitin'de kontrol etsin. Yeni tezler zaten önceden intihal için kontrole giriyor. Bu şekilde intihal iddiası kişiye özel çalışılmış olmaz. Büyük sorun olacağından eminim. Yapmazlar. Sayın Oğur kullanmamışsa ona da tavsiye ederim.
Yanıtla (6) (1)Sahte diplomalı belediye başkanı, sahte titrli emekli askerler ve bunları elüstünde tutan, liyakati diline pelesenk etmiş sözde kemalist tayfa. Yıldıray bey bunların gerçek yüzünü ortaya çıkarmış aynen devam.
Yanıtla (4) (15)Hicbir gazetecinin böyle bir yazi yazmaya hakki olmadigini düsünüyorum. Bir insan, Yayci ya da baskasi, yasalar cercevesinde, istedigi her konuda yorum yapabilir. Ogur ise, kendisinin begenmedigi yorumlar yapan Yayci'nin, akli sira onu cezalandirmak icin, 21 yil önce yazmis oldugu doktora tezini inceliyor. Diyelim ki Yayci intihal yapti. Bunun Yaycinin AKP'nin PKK ile yaptigi görüsmeler hakkinda olumsuz yorumlar yapmasiyla ne alakasi var? Bu yazinin AKP'nin Imamoglu'na yaptigindan ne farki var?
Yanıtla (34) (28)Gazeteci hakikatin peşinde olur. Yazar da bunu yapmış. Karşımızda bir şarlatan varsa bunu ortaya koymak da görevi. Ülkedeki doktora derecelerinin nasıl verildiğini ortaya koyması açısından faydalı bir çalışma olmuş. Hocalar onay verdikleri doktora tezlerini okumuyorlarsa bari gazeteciler onların rezilliklerini ortaya çıkarsın.
Yanıtla (17) (10)"Yaycı ya da başkası yasalar çerçevesinde intihal yapabilir" mi diyorsunuz? Yani bir gazeteci bu intihali ortaya çıkarmasin öyle mi? İntihal ayıptır, emek hırsızlığıdir, suçtur ama onun da bir tekniği vardır. Aslında biraz emek de ister, kelimelerin yerini değiştirirsin, baktığında acaba intihal mi değil mi diye bir uzman tetkiki gerekir. Bu yaycinin yaptığı intihal da değil, kopyala yapıştır.. Bu kadar da olur mu kardeşim, bunun neyini savunuyorsun?!
Yanıtla (8) (13)İntihalın Türkçe karşılığı sözlükten araştırmanızı öneririm
Yanıtla (1) (1)Yıldıray bey yine araştırmacı gazeteciliğin zirvesinde bir çalışma yapmış iyi ki varsınız, ülkemizde sizin gibi sağ duyulu gazetecileri görmek, Afrikanın kavurucu sıcaklığında bir serap gibi
Yanıtla (4) (9)Adam intihal ediyo ama çalışıyo..
Yanıtla (6) (2)"Bir intihal haritası" çıksa
Yanıtla (14) (0)Havuz medya- prof. Vb.niceler ne güzel olur."Herkes kendi kapısının önünü süpürürse her taraf pırıl pırıl olur"
Atasozüne bir örnek.."Başkasının gözündeki çöpleri Görüp gözetirler hep kendi gözlerinde mertek var mertek "
kutlarim sizi iyi bir yazi,malesef bu tiplerden yüzlerce var piyasada,kalitesizlik üst düzeyde
Yanıtla (3) (6)akademik makalelerde ve tezlerde akademinin kabul ettiği belli bir oranda başkasından atıf yapmak şartı ile alıntı yapılabilir. Ancak alıntı ile İntihal arasındaki fark alıntıda savunduğu tezler için paralellik ve paydaşlıkla kendi fikriyatını daha da derinlemesine açıklamaya çalışır. İntihal de ise genellikle savunduğu tezini kendisininmiş gibi başkasının eserlerinden alıntıyla doldurulmasıdır. dile getirilenlerin doğruluğu, katılıp katılmama ayrı bir konudur.
Yanıtla (7) (0)"Artık bu kadar da olmaz denilen intihal yöntemi ise “kanaatimce” ile başlayan yerlerde yaptıkları.
Yanıtla (5) (5)Doğal olarak kendi kanaatini yazdığını düşünüyorsunuz.
Ama sonra anlıyorsunuz ki kendisine ait olan tek kelime orada “Kanaatimce”
Müthiş gerçekten, çok güldüm. Tebrikler Yıldıray bey, bu araştırma işini sizden iyi yapan yok.
İşte bu …Artık ciddiye almak suça ortak olmaktır … Cihat’ta tarihin tozlu raflarına yolcu
Yanıtla (2) (3)Şüphesiz, aşağıdaki yorumların önemli bir kısmı “Niçin hırsızlığı (intihâli) ifşa ediyorsun?” cümlesinin eş anlamlısı cümlelerden meydana gelecek. Zira kitle, hakikatin değil hakikatin perdelenmesinin peşinde, her zamanki gibi. İmamoğlu çalar, onu sorgulamak yerine “dava siyasi”, derler; Yaycı çalar, “Bunun konuyla ilgisi ne?”derler. Zira onlar, sorgulayan(!) bir zihne ve hakikatin üstünü örtmeye çalışan bir fikre sahiptirler. Teneke çalarak gerçeğin sesini engellemeye çalışanlar gibi…
Yanıtla (8) (9)Eline sağlık Yıldıray Bey
Yanıtla (4) (6)Ülke çıkarları doğrultusunda kendi görüşlerini açıklayan iyi niyetli bir insan için ne gerek vardı böyle bir yazıya?
Yanıtla (21) (5)"Denizci, Karacı" ayırımına dikkat çekiyorsunuz; peki siz, her konunun uzmanıymış gibi, her konuda yazmıyor musunuz?
Acaba diyorum , yazarımız kendi köşe yazılarını tespit ederken , yazarken nereden ilham alıyor da, o konuda araştırma yazısı yazıyor, ben de merak ettim. Yazarımız, Alıntısı olmayan konu mu icat ediyor da onun üzerine bu köşede yazı yazıyor? Maç yorumunda bile geçmiş istatistik ve olaylardan alıntı yapılıp anlatılıyor şimdi bu da mı intihal anlatımı mı oluyor? Doğru kabul edilenleri gün yüzüne çıkarmak yorumlamak emek ister, karşılığı dr. İse o paye de verilir.
Yanıtla (7) (4)Zaten bütün tezler intihal. Hangi saygın üniversitenin öğretim üyesi ülkemizdeki bir makaleyi kaynak gösteriyor ki? Çok nadir. Çığır açan bir makale mi var? Yeni bir kanunu geçtim, yeni bir kuram ortaya koyan yok. Ayrıca tez in çalıntı olması bu ülkenin kurumlarının suçu. Bedava doktor ünvanı dağıtıyorlar. Ama bu Yağcı’nın kendi tezlerini ifade etmesine mani değil. Velev ki zırva olsun. Ayrıca LGS’de bile başarı için “2003’de”nin doğrusunun “2003’te” olduğunu bilmek gerekir.
Yanıtla (3) (1)Artık bu intihal değil taammüden intihal. Yorumlarda intihale değil de Oğur’a saldıran kararlı Kemalistlerin çırpınışlarını okumak da başka bir keyifli okuma deneyimi.
Yanıtla (9) (14)Taşra kompleksi böyle keyiflerin peşine düşer!
Yanıtla (9) (1)tezin içindeki fikirlere itiraz edemiyorsun.
Yanıtla (11) (4)Doktora tezi derhal iptal edilmeli. Resmen hırsızlık yapmış...
Yanıtla (6) (3)Yine teşekkürler, muhalif bir gazetede böyle adamın deşifre edilmesi büyük olay. Çünkü onun yalanlarına inanan o kadar çok CHP sempatizanı var ki. Zaten CHP lilere her türlü yalanı söyle hemen doğru damgasını basar ve en yakın arkadaşına gönderir. Türkiye ne çekti ise bu okumuş cahillerden ve politize olmuş önüne prof dr gibi ünvanlar takılanlardan çekti. "En etkili yalanlar, içinde çok küçük de olsa doğru olandır." sözü işte bu prof'ların sığındığı çarpıtmalardır.
Yanıtla (3) (18)Yorumlara baktım aman Allah ım nede çok kardeş kanının akmasının heveslisi varmış.
Yanıtla (6) (15)Yıldıray bey teşekkürler.
Tuzu kurulardan Allah muhafaza etsin devletimizi.
Kendi çıkarından başka hiçbir şey görmüyorlar.
Yıldıray bey, gene eşek arıları yuvasına çöp dürttün. Masanın altında potinlerini pantolon paçası ile çaktırmadan parlatan bay kaprisin narsizmini ifşa ettin. Uçkuru kazara sallanan abus çehreli köy ağasına kıkırdayan ufaklığın hinliği gibi sevimli yazınız. Selamlar.
Yanıtla (4) (10)Osmanlıcamızı öğreniyoruz; kurslara katılım yok,,kürtçe öğreniyoruz; katılım yok,,,,demekki işler öyle değilmiş..
Yanıtla (6) (0)Ellerin dert görmesin. Bilgi hırsızlığı en büyük hırsızlik. Çünkü hakikat parcalanıyor, doğru üzeri ürtülüyor.
Yanıtla (5) (5)Adamın düşüncesini çürütmek için intihallerini yazmak nasıl bir mantık tabiki itiraz edebilir intihal yapması akademik mesele
Yanıtla (10) (3)Bazı insanlar vardır sorunları çözerler
Yanıtla (6) (0)Bazısı,da var sorunun ta kendisidir,
Bu ülkede ne zamanki toplumsal bilinç ortaya çıkarsa yani herkesin her kesimin ortak paydada buluştuğu kendi şahsi menfaati yerine ülkenin ve bütün halkın menfaatini düşündüğümüz zaman sorunlarımızın çoğunu halletmiş oluruz,
Yıldıray Bey'in ulusalcı sevdası biteceğe benzemiyor. Bu yazısını da kamuoyunda kimsenin dönüp de ne demiş acaca diye bakmadığı bir emekli amirale ayırmış. Yıldıray Bey, madem barış ve demokrasiden yanasınız, hadi CHP'ye uygulanan darbe hukuku ilginizi çekmiyor, bari bu süreçle hangi demokratikleşme adımları atılmalı onları yazın, sürece bir katkınız olsun.
Yanıtla (24) (11)"oldu da bitti maşallah / nazar değmez inşallah" tereddüde mahal yok lozanı ve soykırım iddialarını fazla kafaya takmayalım en iyimser ve sevindirik ruh haline gelelim pkk nın bildirisindeki devlete diz çöktürmüş havasındaki üstenci bakışı görmezden gelelim bu kadar kusur kadı kızında da olur
Yanıtla (15) (4)Sayın Oğur, elinize sağlık, iyi bir çalışma olmuş. Aslında ülkemizin bir intihal haritasını çıkarsak ne güzel olur. Ne kapı gibi Proflar domino taşı gibi düşerler birbirlerinin tepesine, görmek zevkli olurdu. Bunu sizden bekliyoruz. Spor olsun diye yapın lütfen ve daha fazla bekletmeyin.
Yanıtla (9) (4)