Bismillahirrahmanirrahim “Dillerinizin ve renklerinizin ayrı olması Allah’ın ayetlerindendir.” (Rum: 22)
Kürtlerin yoğun ve toplu olarak yaşadığı Kürdistan, ümmet coğrafyasının merkezindedir. Kürtler, İslam’ın ilk asrında İslam’la şereflenmiş ve İslam ümmetinin asli bir unsuru haline gelmiştir. Müslüman olduktan hemen sonra İslam’ın mukaddes beldelerinin muhafızlığını üstlenmiştir. Bağrından nice kahraman, âlim, mücahit ve lider çıkarmış olan Kürtler, ümmetin en zor zamanlarında büyük sorumluluklar yüklenmiş ve büyük bedeller ödemiş bir kavimdir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yüzyılı toplumsal
travmalar, katliamlar, kıyamlar, isyanlar, haksızlıklar ve hukuksuzluklarla
geçti. Nereden bakılırsa bakılsın Kürtler başta olmak üzere bu topraklarda
yaşayan bütün insanlar için bu yüzyıl, büyük bir kayıp oldu. Bu kayıp sadece
Türkiye için değil, İslam coğrafyasının tamamı için de istikrarsızlık nedeni
oldu.
Kürtler bu coğrafyada azınlık değildir, bin
yılı aşkın bir süredir Türk kardeşleri ile birlikte bütün zorlu badirelerin
aşılmasında güçlü bir şekilde rol almıştır.
Kürt meselesi sadece bir asayiş/şiddet veya
terör meselesi değil; tarihi, siyasi, hukuki, sosyolojik, ekonomik, bölgesel ve
uluslararası boyutları da olan çok yönlü bir meseledir. Doğru usuller
kullanılmadığından çözüm gecikmekte bu nedenle sorun derinleşmektedir. Uluslararası
güçlerin ve özellikle emperyalizmin temsilcilerinin sürece dahil edilmek
istenmesi, meseleyi daha da içinden çıkılmaz hale getirecektir. Bugün emperyalist güçler, bu mesele üzerinden
ilgili bütün ülkeleri bölük pörçük ederek siyonizmi bu coğrafyanın hâkim gücü
haline getirmek istemektedir.
Türkiye’nin en öncelikli konularından biri
olan Kürt meselesinin adil bir çözüme kavuşması için meselenin doğru bir
zeminde ve bütün boyutları ile tartışılması gerekir. Hedefin doğru tespit
edilmesinin yanında, takip edilen yol ve yöntemin de doğru olması zorunludur.
Bu nedenle “usul esasa takaddüm eder” kaidesi göz ardı edilmemelidir.
Laik temelde bir ulus devlet inşasına girişen
cumhuriyetin yeni yönetici kadroları, homojen bir toplum üretme adına
farklılıkları eritmeyi, asimilasyonu, yok saymayı dayatmış ve uyguladıkları
politikalarla kardeşlik, adalet ve merhamet duygularını tahrip etmiştir.
Kürtler, tarihin hiçbir döneminde siyonizm ile
müttefik olmamıştır. Aksine, Kürtler İslamiyeti kabul ettikten sonra Moğol ve Haçlı
saldırılarına karşı İslam ümmetini hep savunmuş ve Kudüs’ün yılmaz muhafızları olmuşlardır.
Kudüs fatihi Selahaddin’in şahsında bu hakikat somutlaşmıştır.
Kürt meselesinin çözümü ancak ulus devlet
paradigmasının ve ırkçı/kavmiyetçi bakışın terk edilmesi suretiyle mümkün
olabilir. Devlet, çözüm için bu iradeyi ortaya koymalıdır. Meselenin adalet
temelinde çözümü, insani ve İslami bakış açısı ve tarihi tecrübelerden istifade
edilerek mümkün olabilir. Maalesef şu ana kadar doğru bir yaklaşım
sergilenmediği gibi tarihi tecrübelerden de istifade edilmemiştir.
Türkiye’de tüm kimlikler ve kültürler, kendi
renkleriyle aynı tuvalde buluşmayı; kendi desenleriyle aynı ebru içinde yer
almayı, kendi enstrümanlarıyla aynı ezgiyi seslendirmeyi, aynı karede yer
alarak aynı ufka birlikte bakmayı ve ortak kaderi paylaştıkları ortak vatanda güzel
bir gelecek kurmayı istemektedir.
Bizler, yeni yüzyılda Kürt Meselesinin çözümü
için aşağıdaki tespit ve çözüm önerilerimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz:
1- Kürt meselesi, yüz yıldır çözüm beklemektedir.
Çözümsüz kalması halinde gelecek nesillerin heba olmasına sebep olacaktır. Bir
yüzyıl daha kaybedilmemeli, barış ve adalet ile yepyeni bir yüzyıl, birlikte
inşa edilmelidir.
2- Kürtler, mevcut çatışmaların en büyük
mağdurudur. Bu nedenle Kürdistan’da yaşayan tüm insanlar bölgede
huzur istemektedirler. Ankara’nın saadeti, Diyarbakır’ın huzuruna bağlıdır.
3- Kürtlerin hak talepleri ve hassasiyetleri
dikkate alınmadan yüzyılların oluşturduğu sorunları çözmek mümkün değildir. Bu
hassasiyetlerin başında İslam gelir ve İslamî değerlere aykırı hiçbir çözüm
modeli Kürt halkı nezdinde karşılık bulmayacaktır.
4- Kemalist resmi ideolojinin dayatmaları
neticesinde ortaya çıkan ve bugüne kadar yüz binlerce insanın ölümüne ve büyük
acıların yaşanmasına yol açan silahın ve şiddetin Kürt meselesi için bir çözüm
enstrümanı olmadığı bilakis bu yöntemin Kürtlerin sahip olduğu beşeri ve siyasi
gücü kriminalize ettiği ortaya çıkmıştır.
5- Savaş baronlarına ve askeri vesayetten yana
olanlara bir daha fırsat verilmemelidir. Silahı bir çözüm yöntemi olarak gören
anlayış, başta siyaset kurumunun tüm bileşenleri olmak üzere toplumun tamamı
tarafından mahkûm edilmelidir. Kürt meselesinin çözüm adresinin siyaset kurumu
olduğu asla unutulmamalı, siyasi yollarla yürütülen çalışmalar
desteklenmelidir.
6- İç cephenin güçlenebilmesi için ulusçu resmi
ideolojinin inkâr ve asimilasyon politikaları tamamen terk edilmelidir. Ayrımcılığın
sonlandırılması için yasal ve anayasal düzenlemeler yapılmalı, temel hak ve
hürriyetler hiçbir şarta bağlanmamalı ve pazarlık konusu yapılmamalıdır.
7- Bugüne kadar edebiyatı çokça yapılan kardeşliğin
artık hukuku da tahakkuk ettirilmelidir.
8- Kürtlerin büyük bir saygıyla andığı Şeyh
Said–i Palevi gibi Kürt âlimlere yapılanlar başta olmak üzere bu güne kadar
yapılan zulümlerden dolayı devlet adına özür dilenmeli ve mezar yerleri
ivedilikle açıklanmalıdır.
9- Ülkemizde siyasal istikrarın ve birlikteliğin
tahkim edilmesi için Millî Eğitim Bakanlığı çatısı altında yazılan Tarih ve
Edebiyat kitaplarındaki resmi ideolojinin gerçeğe aykırı tezlerinden
vazgeçilmelidir. Kürtlerin ve Türklerin Malazgirt, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı
gibi kritik süreçlerdeki tarihsel birliktelikleri sahih bir surette yeniden
yazılmalıdır.
10- Kürtçe anayasal güvenceye kavuşturulmalı,
anadilde eğitimin önündeki bütün engeller kaldırılmalıdır. Anayasada Kürtlerin
yokluğu değil varlığı güvence altına alınmalıdır.
11- Bir önceki çözüm sürecinde yapılan hatalar bir
daha tekrar edilmemelidir. Toplum nezdinde çözüme yönelik güveni zedeleyecek
her türlü söz, tavır ve davranıştan mutlaka kaçınılmalıdır.
12- Kürt meselesinin kaynağını oluşturan Kemalist
zihniyetin ürünü olan darbe anayasası değiştirilmeli ve eşit vatandaşlık
temelinde yeni bir anayasa hazırlanmalıdır.
13- Türkiye Cumhuriyeti devletine vatandaşlık
bağıyla bağlı olan herkesin Türk olduğu tanımlamasından vazgeçilmelidir. Devlet
diline hâkim olan ırkçı, dışlayıcı ve inkârcı söylem tüm mevzuattan,
literatürden ve eğitim müfredatından çıkarılmalıdır.
14- Kürtleri birbirinden ayıran Skyes-Picot sınırları
sembolik hale getirilmeli; insani, ekonomik, kültürel, sosyal ilişkilerin geliştirilmesi
ve sılayı rahim hukukunun yerine getirilebilmesi için gerekli bütün kolaylıklar
sağlanmalıdır.
15- Kürtlerin bireysel ve toplumsal haklarının
tanınması, güvence altına alınması, barışın ve adaletin sağlanması ve güçlü
ortak bir geleceğin inşası için tüm taraflar gecikmeksizin sorumluluk almalıdır.
Bildirgemizin Kürtçe metni
Bi navê
Xwedayê Rehmen û Rehîm
“Cudabûna
ziman û rengên we ji ayetên Xwedê ne.”(Rûm-22)
Kurdistana
ku Kurd lê dijîn di navenda erdnigarîya ummeta Îslamê ye. Kurd di esra ewil a
Îslamê de bi Îslamê muşerref bûne û bûne unsûrê eslî yê ummeta Îslamê. Kurd
çawa ku bûne Misliman wezîfeya parastin û muhefezekirina beldeyên muqaddes ên
Îslamê girtine ser xwe. Kurd qewmekî wisa ne ku ji nav wan him gelek alim,
qehreman, mucahîd û rêber û rêzan derketine û him jî ew di wextên zor û zehmet
ên ummeta Îslamê de gelek bedelên mezin û giran dane.
Sedsala
ewilî ya Komariya Tirkîyeyê bi travmayên civakî, bi qetlîam, qiyam, îsyan,
neheqî û bêhiqûqîyan derbas bû. Heqîqetek e ku nayê înkarkirin ev sedsal ji bo
temamê însanên ku li ser van axan dijîyan nexasim jî ji bo Kurdan bû xisareke mezin. Ev xisar bes ne ji bo
Tirkîyê, ji bo temamê coxrafya Îslamê jî bû sedema bê îstîqrarîyê.
Kurd
li vê coxrafyayê ne kêmanî ne. Kurd zêdetirî hezar salî ye ku digel birayên xwe
yên Tirk mil dan hev û roleke mezin û bi qewet girtine ser milên xwe da ku ji
heqê badîreyên zor û zehmet bê derketin.
Meseleya
Kurdan bes ne meseleya asayîş/şiddet an jî terorê ye; meseleya Kurdan
meseleyeke dîrokî, sîyasî, hiqûqî, sosyolojîk, îqtîsadî, herêmî û meseleyeke pir alî ye ku alîyên wî yên navneteweyî
jî hene. Ji ber ku rê û rêbaz û metodên rast nayên tetbîqkirin ev mesele
çareser nabe û her ku diçe ev mesele kûrtir dibe. Tê xwestin ku hêzên
navneteweyî û nexasim jî temsîlkarên emperyalistan daxilî pêvajoyê bên kirin ku
ew ê ev yek meseleyê dijwartir bike û ew ê ev mesele bi rihetî neyê safîkirin.
Ev hêzên emparyalist di ser vê meseleyê re dixwazin temamê welatên ku bi
meseleya Kurd re eleqedar in bikin piçk û parî, ji hev bixin. Hêzên emparyalist
bi vê yekê dixwazin siyonizmê bikin hêza hakim a vê erdnigarîyê.
Ev
meseleya Kurd yek ji wan mijarerên sereke ya Tirkîyê ye. Ji bo ev meseleya Kurd
bi şiklekî adilane bê çareserkirin lazim e ku ev mesele di zemîneke rast de bi
temamê hêlên wê re bê nîqaşkirin. Rastbûna hedefê çi qas mûhîm be bi heman
awayî ew rêya ku dê bê taqîbkirin û ew rêbaza ku dê bê bikaranîn jî ew qas
mûhîm e. Ji ber vê yekê lazim e qaîdeya “usûl taqaddûmê esasê dike” li ber
çavan bê girtin.
Kadroyên
nû yên cumhurîyetê teşebbûs kirin ku di bingeha laîktîyê de dewleteke netew
înşa bikin. Ev kadro dema ku xwest vê yekê bike wesîle ji bo civakeke homojen/yektîp
derîne holê serî li asîmîlasyon, înkar, red û tûnehesibandinê dan û bi
polîtîkayên ku sepandin hestên merhamet, edalet û biratîyê texrîb kirin.
Kurd
di dîrokê de ti carî bi siyonizmê re nebûne muttefîk. Bîleks Kurd piştî ku
Îslamîyetê qebûl kirin li dijî êrîşên
Xaçperst û Moxolan ummeta Îslamê muhafeze kirine û bûne muhafizên sereke yên
Qudsê. Ev heqîqet mucessem bûye di şexsê Selahaddînê ku fatihê Qudsê ye.
Çi wextê
ku nêrîn û zihniyeta qewmiyetperest/nijaperest û paradîgmaya dewleta netew bê
terkkirin wê demê meseleya Kurd dibe ku bê çareserkirin. Ji bo çareserîyê lazim
e dewlet vê îradeyê nîşan bide. Bi nêrîna Îslamî û însanî û bi îstîfadekirina
ji tecrubeyên dîrokî ev mesele mimkûn e ku di çarçoveya edaletê de bê
çareserkirin. Lê mixabin heta niha ji bo vê meseleyê ne helwesteke dirist
hatiye nîşandan ne jî ji tecrubeyên dîrokî hatiye îstîfadekirin.
Temamê
çand û nasnameyên li Tirkîyê dixwazin bi reng û dengên xwe, bi adet û
kevneşopîyên xwe, bi awaz û sewtên xwe hebin û dixwazin li welatê hevpar ê ku
lê qedera wan a hevpar heye îstîqbaleke xweş saz bikin.
Em di
sedsala nû de ji bo çareserîya Meseleya Kurd van tespît û pêşnîyazên xwe yên
çareserîyê bi raya giştî re parve dikin:
1- Meseleya Kurd, ev bû sedsal ku li
benda çareserîyê ye. Ger ev mesele bê çareserî bimîne ev yek dê bibe sedem ku
neslên me heba bibin. Lazim e sedsaleke din li ber avê neçe û di çarçoveya
edaletê de sedsaleke nû em digel hev înşa bikin.
2- Mexdûrê herî mezin ê van şer û pevçûnên
mewcûd Kurd in. Ji ber vê yekê temamê însanên ku li ser axa Kurdistanê dijîn
hizûr û aramîyê dixwazin. Saadeta Enqereyê bi hizûra Diyarbekirê ve girêdayî
ye.
3- Heta ku hesabê heq û teleb û
hessasîyetên Kurdan neyê kirin ne mimkun
e ew problem û mûşkîleyên sedsalan bên çareserkirin. Di serê van hessasîyetan
de jî Îslam heye. Modeleke ku li dijî nirxên Îslamî be ew ê di nezera xelkê
Kurd de neyê qebûlkirin.
4- Şer û pevçûna ku di netîceya
ferzkirinên îdeolojîya fermî ya Kemalistan de derket holê û heta roja me bû
sedema mirina bi sed hezaran însanan û bû sedema gelek êş û eleman qet nebû
rêyek ku meseleya Kurd bê çareserkirin. Bîleks derket holê ku ev metod hêza
sîyasî û beşerî ya Kurdan krîmînalîze
kiriye.
5- Lazim e cardin ji wan baronên şer
û ji wan kesên ku terefdarên wesayeta leşkerî ne firset neyê dayîn. Ew zihniyeta ku çek û pevçûnê wek metodeke
çareserîyê dibîne di serî de ji teref
temamê pêkhatîyên sazîyên sîyasetê ve û her wisa ji teref temamê civakê ve bê
mahkûmkirin. Divê qetîyen neyê jibîrkirin ku ji bo çareserîya meseleya Kurd
navnîşan sazîya siyasetê ye. Dîsa lazim e ji wan xebatên ku bi rêyên siyasî tên
kirin re destek bê dayîn.
6- Ji bo ku cepheya navxweyî bi hêz
û bi qewet bibe lazim e bi temametî ew polîtîkayên asîmîlasyon û înkarê yên
îdeolojîya fermî ya neteweperest bê terkkirin.
Ji bo dawî li cudabûnê bê anîn lazim e serrastikirên qanûnî û makeqanûnî
bên amadekirin, heq û hurrîyetên bingehîn lazim e bi ti şertî ve neyên girêdan
û li ser wan bazar neyê kirin.
7- Heta îro gelek zêde edebiyata
biratîyê hat kirin. Êdî lazim e ev yek xwe di pratîkê de nîşan bide. Bi
gotineke din lazim e hiqûq tahaqqûq bike.
8- Kurd hûrmeteke mezin û zêde ji
Şêx Seîdê Kurdî û ji alimên din ên Kurd re nîşan didin. Lazim e ji ber zilmên ku li wan hatine kirin
li ser navê dewletê lêborîn bê xwestin û lazim e bi lez û bez cihên qebrên wan
bên eşkerekirin.
9- Di bin banê Wezareta Perwerdehîya
Neteweyî de di kitêbên Dîrok û Edebiyatê de tezên ne rast ên îdeolojîya fermî
tên belavkirin. Ji bo ku li welatê me yekîtî û îstîqrara sîyasî bê tahqîmkirin
lazim e terka van tezan bê kirin. Ew
bihevrebûna dîrokî ya Kurd û Tirkan a li Melezgirt, Çaenekkale, Şerê
Rizgarîyê û yên li mîna wan lazim e bi
şiklekî sehîh ji nû ve bê nivîsandin.
10- Lazim e Kurdî bi makeqanûnê bê
muhafezekirin û temamê astengîyên li ber perwerdehîya zimanê zikmakî bên
rakirin. Lazim e ne tunebûna Kurdan; hebûna wan bi makeqanûnê bê muhafezekirin.
11- Di pêvajoya çareserîyê ya borî de
gelek xeta hatin kirin ku lazim e terka wan bê kirin. Ji bo vê yekê lazim e
gotin, helwest û kirinên ku dê di nezera civakê de zirarê bidin çareserîyê neyên
kirin û nîşandan.
12- Zihniyeta Kemalîst bû sedem ku
meseleya Kurd derkeve holê. Ji ber vê yekê ew makeqanûna darbeyê ku berhema
zihniyeta Kemalist e lazim e bê guhartin û di çarçoveya welatîbûna wekhev de
makeqanûneke nû bê amadekirin.
13- Tê pênasekirin ku her kesê bi
rêya welatîbûnê girêdayîyê dewleta Cumhurîyeta Tirkîyeyê ye Tirk e. Lazim e terka
vê pênaseyê bê kirin. Temamê gotinên kirinên înkar, red û nîjadperest ku di
zimanê dewletê de hakim in lazim e ji temamê mewzûat, lîteratur û mufredata
perwerdehîyê bê derxistin.
14- Ew sînorên Skyes-Picotê ku Kurdan
ji hev veqetandin lazim e bibin sembolîk û ji bo hiqûqa silayê rehîm bê
tetbîqkirin û ji bo peywendîyên civakî, çandî, îqtîsadî û însanî bên
pêşvexistin lazim e alîkarî bê kirin û rê bên vekirin
15- Ji bo heqên Kurdan ên civakî û
şexsî bên nasîn û bên muhafezekirin û ji bo aştî û edalet bê tesîskirin û ji bo
înşakirina îstîqbaleke hevpar û bi qewet lazim e temamê terefan demildest
mesûlîyetê bigirin ser xwe.
Önemli Gelişmeler
- “Kürt Meselesine İnsani Çözüm Çalıştayı” sonuç bildirgemiz February 16, 2025
- Kürt Meselesine İnsani Çözüm Çalıştayı’mızın son oturumu yapıldı February 16, 2025
- “Kürt Meselesine İnsani Çözüm Çalıştayı”mız 3. oturumuyla devam etti February 16, 2025
- Kürt Meselesine İnsani Çözüm Çalıştayı’mızın 2. oturumu gerçekleştirildi February 16, 2025
- Kürt meselesine insani çözümün iktisadi boyutu değerlendirmemiz February 16, 2025