Sözcü
DOLAR 33,48 %-0,32 EURO 36,60 %-0,53 STERLIN 42,53 %-0,34 BITCOIN $55.036,30 %-2,62 BIST 100 10.024,31 %1,45 GRAM ALTIN 2.569,96 %-0,44 GÜMÜŞ 28,75 %-1,47 FAİZ 52,96 %0,34

30 Aralık 2014’te, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrası yayımlanan bildiride, “Milli güvenliğimizi tehdit eden ve kamu düzenini bozan iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar ve illegal oluşumlar ile yürütülen mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanmıştır” denilmişti. Yani... 17-25 Aralık sonrasında “görünür hale” gelen AKP- cemaat (o zamanki adıyla) kavgası MGK bildirisine de yansımış ve sonrasındaki bildirilerde de “paralel yapı” vurgusu yapılmıştı. Neden bu hatırlatmayla başladım?

Dün bir arkadaşım aradı ve “Sana bir makale gönderiyorum” dedi.

Meraklandım ve açıp okumaya başladım.

Makalenin yayımlanma tarihi 22 Aralık 2015.

Başlığı dikkat çekici: “Türkiye’deki resmi ve gayri resmi kurumlar arasındaki etkileşim: Fethullah Gülen Cemaati örneği.” Okuyunca “Ne var bunda?” diye sordum kendi kendime ve o arkadaşımı aradım. Dedi ki: “Bu makaleyi kaleme alan isim son Yüksek Askeri Şura’da (YAŞ) generalliğe terfi eden isim Fevzi Orkunt Canyaş.” Terfi listesine bakınca Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın 45’inci sırasında “Askeri Hakim Albay Fevzi Orkunt Canyaş’ın tuğgeneralliğe terfi ettiğini” gördüm. 17 sayfalık makaleyi hızla bitirdim ve değerlendirmem şu oldu: “Bu makale akademik bir dille Fetullah Gülen yüceltmesi.” İzmir Ekonomi Üniversitesi adına yurtdışına hazırlanmış makaleden bazı örnekler:

“... İnsanların hayallerini gerçekleştirmelerine yardımcı olmayı amaçlayan güçlü bir devletin varlığını hararetle desteklemektedir. ‘En anti-demokratik devleti bile bir devletin var olmamasına tercih ederim’ diyecek kadar ileri gitmektedir. ‘Bu bağlamda, devletin aşınması fikrine karşıyım’. Kısacası, Fethullah Gülen güçlü bir devletin varlığına meydan okumak yerine onu desteklemektedir.

“... Bu nedenle, FGC (Fethullah Gülen cemaati) ve Türk devleti arasında işbirliği ve çatışma arasında gidip gelen değişken bir ilişki olmuştur. Bunun başlıca nedeni, FGC’nin çok yönlü gayri resmi bir kurum olması, Türk devletinin ise yekpare bir yapı olmayıp toplumsal gruplara karşı çelişkili tutumlar benimseyebilen farklı resmi kurumları (parlamento, yargı, ordu ve polis teşkilatı) içermesi nedeniyle çok katmanlı bir ilişki olmasıdır. Buna ek olarak, Türk devletinin belirli bağlamlarda toplumsal gruplara karşı hoşgörüsüz ve demokratik olmayan tutumundan da bahsetmemiz gerekir. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucuları, erken Cumhuriyet döneminde laik, birleşik ve homojen bir ulus yaratmayı hedeflemişlerdir. Bu nedenle, belirli dini (Sünni veya Alevi) ve etnik kimlikler laik ve üniter Türkiye Cumhuriyeti için tehdit olarak algılanmış ve devlet bu grupları demokratik olmayan bir şekilde kontrol altında tutmaya çalışmıştır.”

“Yüksek kalitede öğrenim veren...”

Geçen hafta general olan Fevzi Orkunt Canyaş, Filiz Başkan’la birlikte hazırladığı makalesinde, Gülen okullarını da şu cümlelerle değerlendirmiş:

“... Ancak ordunun 12 Mart 1971’de hükümete verdiği ültimatomun ardından Fethullah Gülen tutuklanarak hapse atılmış, ancak daha sonra çıkarılan afla serbest bırakılmıştır. Daha sonra 1980 askeri müdahalesine kadar Balıkesir, Manisa ve İzmir’de vaaz vermeye devam etti, bağışçıları ve velileri yatılı okulların inşasını finanse etmeye teşvik etti ve öğrencilerin ulusal üniversite giriş sınavını geçmelerine yardımcı olmak için dershaneler kurdu. Gülen’in desteğiyle ilk dershane İzmir’de kuruldu.
“... Hem Türkiye’de hem de yurtdışında öğrencilerine yüksek kalitede eğitim veren FGC okulları, Türk devlet okulu olan Anadolu Liseleri’nin müfredatını takip etmektedir. Yurtdışında, müfredat milli eğitim yetkilileri tarafından onaylanmış olup, tarih ve coğrafya dersleri genellikle yerel öğretmenler tarafından verilmektedir. Eğitim çoğunlukla İngilizce olmakla birlikte, kısmen Türkçe ve öğrencilerin kendi ana dillerinde de verilmektedir. Amaç, yabancı dilde eğitim sayesinde bu öğrencilerin yabancı şirketlerde iyi işler elde edebilmeleri ve yabancı üniversitelerde okuyabilmeleridir.”

SONUÇ: Bu makaleyi kaleme aldığı için “Bu general FETÖ’cüdür” yorumunu yapmadım. Sadece ve sadece, devletin “paralel yapılanma” dediği günden itibaren hatta 2007’de başlayan Ergenekon-Balyoz süreçlerini de içine katarsak, 2015 yılında “eğitim” üzerinden çalışma ve akademik bir dille “yüceltme” yapılmasını anlamaya çalıştım. Bir de emekli edilen albaylar arasında Atatürkçü isimlerin varlığı ortadayken... Yorum sizin.

GÜNÜN MANŞETLERİ
Aytunç Erkin

Ankara’nın takip ettiği konu: İsrail-PKK iş birliği

Türkiye’nin, Hamas liderlerinden İsmail Haniye suikastının ardından nasıl bir strateji izleyeceğine dair tartışmalar sürüyor. Ankara koridorlarını yakından takip eden isimlerle konuştuğumda ilk cümleleri şu oldu:

“Savaşın bölgeye yayılmaması gerekiyor ve bunun için de ne yapılması gerekiyorsa yapılıyor.”

Bu konuda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın geçen hafta yaptığı bir açıklamaya da dikkat çekiyorlar:

“İsrail devleti adına atılmış sembolik bir adım. ‘Hamas’ı askeri olarak destekleyen İran’a operasyon yapabiliriz’ dediler. Şimdi buna yenisini eklediler. İran’ın onlara cevabı ne olur, göreceğiz. Dün 3 tane operasyon aynı anda oldu. Tahran’da, Beyrut’ta ve Irak’ta. İran için önemli olan 3 yerin vurulması, belli düğmelere basılması anlamına gelir. Savaşın yaygınlaşmasını isteyen üst akıl devrede. İsrail toprak çalmaktan vazgeçmeyecek. Direniş gerek Lübnan tarafından olsun gerek Filistin’den olsun. Dünyaya bunu tehdit olarak lanse edecekler. Direnişi üreten Hamas ya da Hizbullah değil. İsrail yayılmacılığı devam ettiği sürece bir direniş olacak.”

Bu noktada iktidarın yaptığı sert açıklamaların ne anlama geldiği de şu cümlelerle değerlendiriliyor:

“Bazı sert açıklamaların sebebi içerideki ve dışarıdaki mahalleyi başkasına kaptırmamak. İran’ın alan genişletmemesi de burada önemli.”

Türkiye’nin eskiden farklı olarak Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’yle ters düşmeden onları da İsrail-Filistin meselesinde rasyonel zemine çekmeye çalıştığını söyleyenlerin de çoğunlukta olduğunun altını çizelim.

Yine devlet katında yapılan değerlendirmelerden birisi de “Türkiye savaşa kendisi hedef alınmadan girmez ama Lübnan’a doğru bir genişleme, Türkiye’ye doğru önü ileride alınamaz bir genişleme riskini oluşturuyor” şeklinde.

AVENGER’i olan bir PKK/YPG

Bu arada bir başka çarpıcı konu da şu:

PKK/YPG ile İsrail’in bölgede birbirine yaklaşması, yönetilmesi gereken bir risk tespiti de yapılanlar arasında. Bir hatırlatma yapmamda fayda var. Emekli Tuğgeneral Naim Babüroğlu’yla geçen cuma günü yayımlanan röportajımda şu tespiti dikkat çekiciydi: “Üçüncü hedef de Suriye’nin güneyi. Golan’dan bir hat çizin Irak sınırına doğru işte orayı işgal edecekler ve Ortadoğu’nun en zengin su yataklarına hükmedecekler. Suriye’yi tamamen parçalamak isteyecekler. Bizi ilgilendiren PKK-YPG’dir. Bu örgütle komşu olacaklar. ABD’den son günlerde silah desteği arttı PKK-YPG’ye, işte bunun nedeni İsrail projesi.”

Bir hatırlatma daha: ABD, PKK/YPG’ye 24 Temmuz’da Avenger Stinger Hava Savunma Sistemlerini nakletti ve Milli Savunma Bakanlığı şu açıklamayı yaptı:

“TSK, savunma ve güvenlik konusunda her gelişmeyi yakından takip etmektedir. ABD, bölgede bulunan kendi üslerinin hava savunmasını sağlamak maksadıyla Avenger Stinger Hava Savunma Sistemleri göndermiştir. Müttefikimiz ABD’den beklentimiz, daha önce IŞİD ile mücadele bahanesiyle terör örgütü PKK/YPG-SDG’ye verdiği tüm yardım ve desteği sonlandırması, bir terör örgütüyle iş birliği yapılarak başka bir terör örgütüyle mücadele edilemeyeceğini anlaması ve terörle mücadelemize samimi destek vermesidir.”

30 Temmuz’da dikkatimi çeken bir analiz yayımlandı. SETA Kıdemli Araştırmacısı Doç. Dr. Murat Aslan, ABD’nin terör örgütü PKK/YPG’ye yaptığı AVENGER füze teslimatının ne anlama geldiğini, Anadolu Ajansı Analiz için kaleme aldı:

 “AVENGER, bir araca monte edilmiş iki fırlatıcıdaki toplam 8 Stinger füzesi, atış kontrol sistemi, radar, uçaksavar silahı (makineli tüfek) ve güç kaynağından oluşan kısa menzilli bir ‘paket’ sistemdir. ABD’nin bu tercihinin ‘ilan edilen nedeni’ İran yanlısı milislerin Irak ve Suriye’de ABD üslerini hedef alması. Ancak bu sistemleri kullanacak olanlar ABD askerleri değil, teröristler. Bu nedenle AVENGER’ların terör örgütü PKK/PYD’ye verilmesinde asıl motivasyon kaynağı, sadece İran ve İran yanlısı milisler değil. ABD, Suriye’ye askeri bir müdahalede bulunma ihtimali olan Türkiye’ye karşı tedbir geliştirmek istiyor. Nitekim Suriye’deki operasyonlar esnasında Ürdün’den kalkan bir ABD F-16’sının TSK’ya ait ANKA silahlı insansız hava aracını düşürdüğünü unutmamak lazım.”

3. Dünya savaşı riski

Şu ana kadar anlaşılan ve görülen şu:

“Büyük bir savaşa ya da büyük bir barışa gidilecek. Her geçen gün büyük savaş ihtimaline istenmese de yaklaşıldığının işaretleri var. Ki bu noktada yine Hakan Fidan’ın “Üçüncü Dünya savaşı riski var. Dünya, 3. Dünya Savaşı riskini ciddiye almalı. Biz bunu ciddiye alıyoruz. Uluslararası sistem zaten karmaşık, zaten yönetilmesi zor, tekrar çok kutuplu bir savaş ve rekabet durumuna dönmek üzereyiz, Amerika ve Batı için bu hesaplamalar çok güç stratejik sonuçlar getirecek” hatırlatması önemli.

SON NOT DA ŞU: Ankara’yı yakından takip edenler, 31 Mart seçimlerinde Milli Görüş tabanının Yeniden Refah Partisi’ne doğru yönelmesinden kaynaklanan bir iç kamuoyu baskısı olduğunu ifade ediyor ve bu tabanın da kaybedilmesinden endişe duyulduğunun altını çiziyorlar.

Aytunç Erkin

İsrail, ABD’nin desteğini aldı ve suikast gerçekleşti

EMEKLİ TUĞGENERAL BABÜROĞLU, HANİYE SUİKASTINI BÖYLE DEĞERLENDİRDİ...

“Her şey bu kadar açık. Biz anlamıyoruz. ABD’li Orgeneral NATO eski Komutanı Wesley Clark, 2007 yılında yaptığı bir röportajda şöyle diyordu: (Beş yıl içerisinde Irak’la başlayan, sonrasında Suriye, Lübnan, Libya, Somali ve Sudan’la devam edip İran’la bitecek yedi ülkeyi dağıtacağız.” Kalan yedinci ülke İran. Ardından Türkiye. Peki bu dağıtılan ülkelerden göç edenler için ABD ve onu destekleyen AB ne önlem aldı? Hiç... Sadece göç edenlerin en iyilerini seçerek aldı. Bu tutumun uluslararası hukukta yeri nedir? Parçala, çökmüş ülke konumuna getir; sonra bölgeye verdiğin zararın faturasını hep başka ülkeler ödesin... Türkiye ödüyor ve ödeyecek.” Bu cümleler Naim Babüroğlu’na ait.

Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’ye düzenlenen suikastın ardından emekli tuğgeneral ve aynı zamanda akademisyen Babüroğlu’nu aradığımda kurduğu ilk cümle Wesley Clark’ın 2007’deki röportajı oldu.

Naim Hoca, suikastı, üç ana başlıkta değerlendirdi:

Birincisi; İsrail bu tür suikastları hiçbir zaman üstlenmez. Bu konuda yorum yapmaz ama ‘ben yapmadım’ da demez. İkincisi; zamanlaması kritik. Manidar demiyorum çünkü beklenen bir suikasttı. Netanyahu, ABD’ye gitti, Beyaz Saray’ı, Kongre’yi ve Trump’ı ziyaret etti ve bu yaşananları koordine etti. Hem bu suikastı, hem Lübnan’ın güneyini işgal etmeyi. Buradan tam destek aldı. Özellikle suikastla ilgili. İsrail işgalindeki Golan’da Filistinliler’in ölümüne neden olan bir saldırı yaptı. İsrail ‘Bu saldırıyı Hizbullah yaptı’ dedi, Hizbullah kabul etmedi. Hizbullah’ın geleneği şu: Yaptığı eylemleri üstlenen bir örgüt. Dolayısıyla Golan’daki saldırıyı İsrail istihbaratının organize ettiğini düşünüyorum. Nitekim Netanyahu, ABD’den döndü ve oraya gitti, fotoğraf verdi. Ardından da bu suikast gerçekleşti. Üçüncüsü, Haniye yıllardır Katar’da yaşıyor. Katar’daki evini, ne yaptığını yani her adımını ABD ve İsrail herkesten iyi biliyor. İsrail, Katar’da suikastı gerçekleştirebilirdi ancak İran’da yaptı. Katar’ı istemez; ABD ve İsrail’in isteğiyle orada en azından kontrol altında tutuluyor. Katar da ABD’nin müttefiki gibi.”

Suikast neden Katar’da değil İran’da?

Naim Babüroğlu’na “Suikastı Katar’da değil de neden İran’da gerçekleştirdi?” sorusunu yönelttim: “İran’da öyle bir yerde suikast yaptı ki... İran Devrim Muhafızları’nın misafirhanesinde oldu bu saldırı. Başkent Tahran ve İran’ın kalbi Devrim Muhafızları Ordusu’nun misafirhanesi. Orada İslami Cihat Örgütü’nün yöneticisi de var ama ona bir şey olmadı. Demek ki; nokta operasyonu var.” Araya girdim ve “Peki bu istihbaratı kim sağladı? Nokta operasyon cümlesini kurdunuz” dedim. Yanıtında soru işaretleri vardı Babüroğlu’nun: “İran içindeki MOSSAD’a, CIA’ya çalışan kişiler olabilir, bazı Arap ülkelerinin istihbaratı ya da MOSSAD, CIA ve MI6’in istihbaratı olabilir. Haniye’nin öldürülmesi bazı Arap ülkelerini de sevindirmiştir. İsrail’den daha fazla mutlu bile olabilirler. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri örneğin. İsrail’in saldırısı olmuştu Ürdün ve Suudi Arabistan hava sahasını açmıştı. Bu olaydan sonra Hamas etkisini kaybeder mi? Kaybetmez. Hemen altındaki isim Halit Meşal lider olur. Dolayısıyla Hamas’ın işleyişini etkilemez.”

Dedim ki: “Peki İsrail açısından nasıl bir kazanım oldu?” Eski tuğgeneral 2023’e döndü: “2023 yılına gidelim. İsrail İstihbarat Şefi sızdırılan ve gerçek olan ses kaydında şu cümleyi kurmuştu: ‘Türkiye, Katar ve Lübnan’daki Hamas liderlerini yok edeceğiz.’ Bu plan yeni değil. Bu mesaj kime? Lübnan ve Türkiye’ye. Lübnan zaten saldırı altında o zaman bize verilen bir mesaj bu. ‘Siz de ev sahipliği yaparsanız, bizim terörist olarak gördüğümüz lider kadroyu yok ederiz’ dediler. Başka mesajı ne? İsrail diyor ki İran’a ‘Benimle çatışmaya gir’. İsrail’in uluslararası ilişkilere göre İran’ın misafiri olan bir yöneticiyi öldürmesi İran’a meşru müdafaa hakkı verir. Ancak İran şiddetli bir karşılık verir mi? Veremez! İran kendi gücünü, yeteneğini biliyor. Sadece daha önce yaptığı gibi kontrollü bir saldırı yapar.”

“Altı ülke gitti bir İran kaldı”

Herkesin yanıt aradığı soru şu: “Bölgesel savaş olur mu?” Naim Babüroğlu şu tespitleri yaptı: “Tarihi süreçten ve belgelerden konuşalım. 2001 yılı Eylül’ünde Pentagon’da bir gizli bir belge oluşturuldu. Irak’tan başlayarak, Libya, Sudan, Somali, Lübnan, Suriye ve son olarak İran’la bitireceğiz. 2007’de bu belge ABD’li Orgeneral NATO eski Komutanı Wesley Clark tarafından canlı yayında paylaşıldı. Bu belgeye göre altı ülke gitti. Kaldı İran. İsrail ve ABD’nin nihai hedefi İran’dır. 7 Ekim 2023’te Hamas’ın saldırısı, ABD ve İsrail tarafından ‘Ortadoğu’nun 11 Eylül’ü diye tanımlandı. Ortadoğu’nun 11 Eylül’üyle Gazze İsrail’in kontrolüne girecek. İstedikleri kadar yeni yönetim kursunlar. Mümkün olduğu kadar Filistinlilerin olmadığı bir Gazze. İkinci hedef ne? Lübnan’ın güneyi. Burayı işgal edecek. Hizbullah var orada uzun sürer ama ABD ve İngiltere de devreye girecektir. Üçüncü hedef de Suriye’nin güneyi. Golan’dan bir hat çizin Irak sınırına doğru işte orayı işgal edecekler ve Ortadoğu’nun en zengin su yataklarına hükmedecekler. Suriye’yi tamamen parçalamak isteyecekler. Bizi ilgilendiren PKK-YPG’dir. Bu örgütle komşu olacaklar. ABD’den son günlerde silah desteği arttı PKK-YPG’ye, işte bunun nedeni İsrail projesi. 2025 yılından itibaren de biz İran’a ABD-İsrail koalisyonunun saldırısını konuşacağız. Türkiye ne yapmalı? Çözüm belli: Şam yönetimiyle masaya oturmalı, Irak’la iyi ilişkiler kurmalı.” 

word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word

mmMwWLliI0fiflO&1
mmMwWLliI0fiflO&1
mmMwWLliI0fiflO&1
mmMwWLliI0fiflO&1
mmMwWLliI0fiflO&1
mmMwWLliI0fiflO&1
mmMwWLliI0fiflO&1
word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word

mmMwWLliI0fiflO&1
mmMwWLliI0fiflO&1
mmMwWLliI0fiflO&1
mmMwWLliI0fiflO&1
mmMwWLliI0fiflO&1
mmMwWLliI0fiflO&1
mmMwWLliI0fiflO&1
word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word word

mmMwWLliI0fiflO&1
mmMwWLliI0fiflO&1
mmMwWLliI0fiflO&1
mmMwWLliI0fiflO&1
mmMwWLliI0fiflO&1
mmMwWLliI0fiflO&1
mmMwWLliI0fiflO&1