(Nihat Hatipoğlu mode on) Ramazanı yaşamak bu dünyaya gelmiş bi insanın başına gelebilecek en güzel şey. Allah kendini bundan mahrum bırakıp, bugününe ve yarınına zulmedenleri ıslah etsin.. (Nihat Hatipoğlu mode off)
Geçenlerde bi sebeple gündüz saatlerinde sultanahmet tarafına gittim. Sokaklarda yürürken sultanahmete, ayasofyaya karşı oturmuş birasını yudumlayan turistler çekti dikkatimi. Kafelerin kaldırımlara attığı masalara kurulmuş, buz gibi kocaman biralarını önlerine koymuşlar.
Bir taraftan etrafı seyredip, sokaklardan gelip geçen 'oruçlu müslüman halkı' seyrediyorlar, diğer taraftan keyifle içkilerini içip yemeklerini yiyorlar.
Aynı anda ezanlar okunmaya başlıyor. En yakıcı öğle saati, misafirler hala yiyip içerken, ev sahipleri onların etrafından sessiz sedasız -bir şey söylemeye hakkı bile olmadan- sanki bir hoşgörü timsali gibi geçip gidiyorlar.
Ne acayip dimi :) Burası bizim ülkemiz değil dedim. Ezanlarımıza camilerimize karşı, orucumuza rağmen oturup sokak ortasında birasını yudumlayan o adamlar şimdilik her şeyin sahibi. Bizim bile..
Ve en garibi ne biliyo musun güncecim, bütün bu hoşgörüsüzlük karşısında hoşgörülü olmaya zorlanmam. İçi boşalmış bir hoşgörü kelimesi nasıl onlar için bir şey ifade etmiyorsa, benim için de etmiyor demektir..
Hoşgörmüyorum, görmiycem..
Burası bizim ülkemiz değil derken, aslında tüm dünyada birer misafir olduğumuzu unutmuştum. Başka bir şeyi daha o anlık unutmuştum. Bugün hatırlayacaktım.
Dün Amerika'da eşcinsel evlilikler yasallaştı. Bi anda her yeri lgbt bayrakları kapladı ve dünyayı yöneten kurumların binaları gökkuşağı renkleriyle 'aydınlatıldı'. 'Özgürleşiyoruz ve her yere geleceğiz' dediler.
Bazen bir şey olur ve kafanda taşlar yerine oturur, ondan bağımsız olduğunu sandığın pekçok şeyin yerini bulur onları anlamlandırırsın.
Bu da öyleydi sanki. Aylar önce whatsapp uygulamasında değişen emojilerin bile bir anlamı vardı. Ten rengi seçenekli emojiler gelirken, yanlarında eşcinsel çiftlerin simgelendiği emojileri de getirmişlerdi. Eşcinsellik, ten rengi kadar doğaldır diyorlardı yani.
Gezi olaylarında açılan kocaman lgbt bayrakları, hdpnin eşcinsel aday göstermesi ve buna rağmen bu kadar oy alması ve hatta yarın yapılacak 'onur (!) yürüyüşünün' Fatih Çarşamba'dan başlayacak olması..
Bugün anladığım şey, tüm dünyayı ve dolayısıyla bizi de onların yönettiği gerçeğiydi. Eşcinsellik tüm dünyada onurlandırılıp yüceltilecek. Müslümanlar homofobik ve bağnaz olacak - yani yeri değişmeyen bir tek biz olacağız Allah ın izniyle :) -
Her şey yer değiştirdikten sonra bizler de bu değişimlerden nasibimizi alacağız ve o gün bugünkü kadar tuhaf gelmeyecek hiçbir şey. Çünkü alıştırılacağız..
Tabii bütün bunlar 'şimdilik' böyle. Birgün her şey öyle bir yer değiştirecek ki, o değişimi geriye döndürmek o 'bizleri yönetenler' için bile imkansız olacak.
Benim canımı yakan, kalbimi sızlatan şey Allah'a karşı yapılan bu meydan okuma. O'na olan özel hislerimden geliyor yani bu tahammülsüzlüğüm :) Yoksa birileri kendini helak etmiş, hiç umrumda değil. Ben O'na yüzsüzce karşı gelip, bunun adına 'onur' denmesini kaldıramıyorum.
Gün gelip herkes O'nun insafına kaldığında tüm bu meydan okumalar boşa çıkacak. Şimdilik her şey onların olsun..
Tek istediğim cennetin sokaklarında müslümanca gönül rahatlığıyla dolaşabilmek, onlarsız :)
Cennete gidersem sabah namazı saatini sorucam :)
Cennet kokulu sahurlar :*